3 Mart 2013 Pazar



Hamilelik dönemi çocuğun kişilik gelişimini de etkiliyor


 ''Anne karnında başlayan hissediş ve deneyimler zamanla çocuğun kendisiyle ilgili algılarını, beklentilerini ve davranışlarını belirlemeye başlar. Yani çocuğun kendilik algısı anne karnında başlıyor.'' 


Doğmamış bebeğin duygusal gelişimi, ebeveyn olmanın özellikle de anneliğin anlamını ve önemini derinleştirip zenginleştirdiğini vurgulayan Uzm. Dr. Canatar, "Doğum öncesi psikolojisi" (prenatal psikoloji) adı verilen heyecan verici bir disiplinin yükselişi sayesinde, anne karnındaki bebeğin duyguları dikkate alınmaya başlandı. Şimdi artık, gebeliğin altıncı ayı ya da daha erken bir dönemde, anne karnındaki bebeğin, bilinçli olmayan ama tepkili ve aktif bir duygusal yaşama sahip olduğu bilinmektedir.'' dedi.
Uzm. Dr. Canatar, ''Bir çocuğun kendini nasıl gördüğü ve bunun sonucunda da, mutlu ya da mutsuz, saldırgan ya da aşırı uysal, kendine güvenli ya da güvensiz veya endişeli davranması kısmi olarak, ana rahminde kendisi hakkında aldığı mesajlarla ilgili olabiliyor.'' diye konuştu.
Annenin düşüncelerinin, sevgisinin, reddedişinin veya ikilemlerinin bebeğinin duygusal yaşamının şekillenmesinde önemli bir yer tuttuğuna değinen Dr. Canatar, şunları kaydetti: "Bebekte gelişen güven ya da güvensizlik onun iç dünyasına yerleşir ve bu dönemde sahip olduğu duygular gelecekteki karakterine yansır. 'Bebektir anlamaz!' demeyin. Bu nedenle, anne adayının psikolojisi ve ruhsal durumunun normal ve normalin üstüne seyir etmesi, hem onun rahat bir hamilelik geçirmesini hem de doğum sonrası bebeğinin ruhsal durumunu olumlu derecede etkilemektedir."
Çocuğu şekillendirici mesajların asıl kaynağının anne olduğunu, bu nedenle hamile kadının yaşadığı her endişe ya da huzursuzluk çocuğa yansımasa da derin ve yerleşmiş duygu kalıplarının çocuğu etkilediğini vurgulayan Canatar, şöyle devam etti: ''Annelik hakkında duyulan derin bir huzursuzluk ya da ikilem, yani bebeğin istenmemesi veya cinsiyetinden duyulan rahatsızlık, doğmamış bir bebeğin kişilik gelişimi üzerinde derin bir yara bırakabilir. Diğer yandan hayatı güzelleştiren mutlu, coşku ve pozitif beklentiler, bebeğin duygusal gelişimine pozitif katkıda bulunur.''


ARAŞTIRMA ÖRNEĞİ


Uzm. Dr. Canatar, Almanya'da yapılan bir araştırmadan örnek de vererek, şöyle konuştu: "Almanya'da hamilelik ve doğum sırasında 2000 kadın izlenerek, anne tutumunun bebek üzerinde müthiş etkileri olduğu görülmüş. Aynı ekonomik sınıftan, aynı eğitim düzeyine sahip deneklerin hepsi aynı şekilde doğum takiplerini yaptırmışlar. Onları ayıran tek faktör, bebeklerine karşı tutumları olmuş. Sonuç olarak, bir aile kurmayı hevesle bekleyen ve hamileliklerini huzurlu bir şekilde geçiren anneler, bebeklerini benimsemeyen annelere göre doğumda ve sonrasında fiziksel ve duygusal olarak çok daha sağlıklı olmuşlar. Tabi bu durum çocuklarının daha huzurlu ve mutlu olmalarına da yol açmış."


DOĞUM ÖNCESİ PSİKOLOJİSİNE DİKKAT!


Anne adaylarının kaygılarını paylaşmalarının ve çözüm aramalarının önemine değinen CİSED Adana Şube Başkanı Uz.Dr. Taner Canatar, şöyle devam etti: "Fiziksel olarak yaşanılan rahatsızlıklar ve problemler anneyi hamilelikten soğutmamalı, doğacak bebeğin mutluluğu ve bu problemlerin kısa süre sonra biteceği düşünülmelidir. Bebeğe iyi bir anne olup olamama kaygısı, iyi bir gelecek verememe korkusu, sağlıklı bir doğum gerçekleştirememe endişesi annenin aklını sürekli meşgul edebilir. Oysa bu düşünceleri uykularını kaçıracak kadar büyütmek yersizdir. Çünkü doğum sonrasında bebeğini kucağına alan annenin düşünceleri tamamen değişecek, ona dokunmanın verdiği heyecanla bu endişeler silinecektir.''


ERKEĞİN HAMİLE EŞİNE DESTEĞİ ŞART


Hamilelik boyunca annenin, bebeğin dış dünyaya açılan penceresi olduğuna dikkat çeken Uz.Dr. Taner Canatar, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Anneyi etkileyen her şey, bebeği de etkiler. Ayrıca, anne adayının eşi ve ailesi ile olan ilişkisi, bu dönemin sağlıklı bir şekilde geçirilmesinde önemli bir yer tutar. Dolayısıyla anne adayı, korkularını, kaygılarını ve mevcut sorunlarını özellikle eşi ile paylaşmalıdır. Anne ve baba, ebeveyn olma sorumluluklarını birlikte üstlenmelidir. Bir annenin, eşi tarafından yaratılan mutsuzluğu ve endişelerinin derinliği, karnındaki bebeği etkileyen önemli faktörlerden biridir. Bu yüzden, doğmamış bir çocuğa, hamile eşine kötü davranan ya da ihmal eden bir baba kadar zarar veren çok az şey vardır. Bu nedenle babanın rolü de, anne için ve dolayısıyla bebek için oldukça önemlidir.''

28 Şubat 2013 Perşembe

2-3 yaş çocuklarda zeka geliştirici aktiviteler

Aktiviteleri yaparken çocuğunuzun deneyerek öğrenmesi gerektiğini unutmamalısınız. Ona zaman tanımalısınız
• İç içe geçen ve kule yapılabilen kaplar ile oynayabilir, nesnelerin konumları ile ilgili egzersizler yapabilirsiniz.
• Aynı renkteki eşyaları eşleme; üçgen, daire ve kare şekillerini eşleme çalışmaları yapabilirsiniz.
• Bebeğinize kısa hikayeleri olan kitaplar okuyabilir, onunla şarkılı oyunlar oynayabilirsiniz.
Aktiviteleri yaparken çocuğunuzun deneyerek öğrenmesi gerektiğini unutmamalısınız. Ona zaman tanımalısınız. Yardımcı ve öğretici olmalısınız. Böylece birkaç denemeden sonra çocuğunuz oyunlara daha katılımcı olacaktır. Kendisi de yeni oyunlar türetebilecektir. Öğrenmenin eğlenceli olduğunu ona yaşatmalı, birlikte eğlenerek, zevk alarak öğrenmelisiniz. Unutmayın, sizin de onlardan öğrenecek çok şeyiniz var.

26 Şubat 2013 Salı

25 Şubat 2013 Pazartesi


Çocuk Bakımında Çalışan Annelerin Başvurdukları Çözümler :
Annenin çalışmasının zorunlu olduğu hallerde, çocuk bakımının bir büyük anneye, bir yakın akrabaya devredilmesi en uygun çözümlerden biri olarak kabul edilmektedir. Büyükanne, aile ile aynı çatı altında yaşıyorsa, sorun daha kolay çözümlenmektedir. Büyükannenin ayrı yaşadığı hallerde, çocuğu sabah büyükanneye bırakıp akşam evine geri getirmek, hiç değilse çocuğun akşamları birkaç saatini annesi ve babası ile geçirmesini sağlamak da uygun bir çözüm sayılabilir. Büyükannenin bulunmadığı hallerde, bir yakın akraba da aynı işi görebilir.
Baba Çocuk İlişkisi Üzerine
"Çocuğunuz en çok, sevgiyi hak etmediğini düşündüğünüz sırada sevgiye ihtiyaç duyar."
Prof. Dr. Acar BALTAS
Bu yazıyı okumaya başlamadan önce, gözlerinizi kapatarak bir an için kendi babanızı düşünmenizi isteyeceğim.

Çoğumuzun geleneksel aile yapısından geldiğimiz düşünülürse; o tatlı sert bakışlı, akşamları bir görünen ve sabahları uyandığımızda çoktan işe gitmiş olduğundan göremediğimiz, gün içinde yaptığımız yaramazlıkların akşama bir bir anlatılacağı, bizim bir türlü diş geçiremediğimiz annemizin bile, sevgi ve saygıyla baktığı, diğer tüm erkeklerden daha güçlü ve daha uzun boylu olan adamı hatırladınız mı ? Tabii ki hatırladınız. O sizin babanız... Ve hatta belki de şimdi o sizsiniz.
Babalık, eşinizin size o mutlu haberi vermesiyle başlayan bir süreçtir. O ana kadar erkek olarak sürdürdüğünüz toplumsal rolünüz doğumla birlikte biraz daha karmaşık bir sürece dönüşecektir. Artık sadece bir erkek ve koca olmaktan öte bir babasınızdır.
Erkekler, eşlerinin kutlu haberi vermesinden başlayarak geçen kırk hafta boyunca süregelen değişimlere pek de anlam veremezler aslında...Ellerinde bir tahlil raporu vardır ama çocuk nerededir ? Kime benzemektedir? Erkek midir? Kız mıdır? gibi rasyonel sorulara cevap arar dururlar. Eşler vücutlarındaki hormonal değişikliklere uyum sağlamaya çalışırken, sonunda ben de baba oluyorum sevinci yaşanır ve gün düne döner, hayat devam eder erkek için.

Bebek büyütürken yapılan 10 büyük hata


 Annelerin en değerli varlıkları çocuklarını büyütürken yaptıkları başlıca hatalar:
 1- EYVAH SÜTÜM YETMİYOR, MAMA VERMELİYİM: Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri; bebeğin aç kalma ihtimalidir. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Anneler, sütlerinin yetip yetmediğini bebeğin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı karar verebilir ve o tavsiye ederse, mama takviyesine başlanabilir.

2- ŞEKERLİ SU SARILIĞA İYİ GELİR: İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.


3- ÇOCUĞUM 2 YAŞINA GELDİ, ARTIK BEZİ BIRAKMALI: İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ama çocuk bu konuda zorlanmamalı, altına kaçırdığı için azarlanmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitim verilmelidir.


4- DONDURMA HASTA EDER: Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Ancak boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında mutlaka su içilmelidir.


5- GÜRBÜZ ÇOCUK SAĞLIKLI OLUR: Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın. Yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.


6- ÇOCUK SICAK HAVAYI SEVER: Çocuk, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmelidir. Üşüyeceği korkusuyla çocuğu çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemelidir.


7- FAZLA HAREKET EDERSE, TERLEYİP HASTA OLUR: Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak yanlıştır. Terleyince üstünü değiştirebilirsiniz. “Terledin, artık otur” demek, onu tembel ve hantal yapar.


8- ŞAŞILIK BÜYÜYÜNCE GEÇER: Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojiktir. Bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna gidilmelidir. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de, mutlaka doktora başvurulmalıdır.


9- USLU DURDU, HAMBURGERİ HAK ETTİ: Çocuklar sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast-food gıdalardan uzak tutulmalıdır. Bu ödüllendirme şekli yerine, başka yöntemler seçin. Mesela onu sinemaya ya da tiyatroya götürün.


10- AĞLADI, HEMEN KUCAĞIMA ALAYIM: Her ağladığında kucağa almak, bir çözüm değildir. Ağladığı zamanlarda yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek veya karnını okşamak da bebeği avutabilir.